26 III. Mustafa (1757 – 1774)

III. Mustafa (1757 – 1774)

26. III. Mustafa (1757 – 1774)
III. Mustafa (28 Ocak 1717 – 21 Ocak 1774) arasında yaşamış ve 1757-1774 yılları arasında 26. Osmanlı padişahı ve 105. İslam halifesi ünvanlarıyla toplam 17 yıl boyunca saltanat sürmüştür. Babası Sultan III. Ahmed, annesi Emine Mihrişah Kadın’dır.

Tahta Çıkışı ve Saltanatı

Kafes Hayatı ve Tahta Çıkışı

III. Mustafa tahta çıktığı yıl olan 1757 yılına kadar 27 yıl kafes hayatı yaşamıştır. Amcasının oğlu III.Osman’ın ölümü üzerine 1757’de tahta geçtiğinde 40 yaşındaydı.

Mali Durum ve Osmanlı Toprakları İçindeki Sorunlar

III. Mustafa kalitesiz fakat ucuz Avrupa mallarının iç pazarları doldurmasını bir tehlike olarak görmüş ve bunların yerli üretimi kötü etkilemesini önlemek için bu alanda bazı değişiklikler yapmıştır. Döneminden önce başlatılmış olan barış ve istikrar üzerine kurulu politika ve buna ilave olarak son yıllarda özellikle Akdeniz üzerinden yapılan ticarette önemli artışlar mali şartlarda iyileşmelere yol açmıştı. Fakat bütün bu olumlu gelişmelere rağmen, barış ve istikrar politikasının başlangıcı olarak kabul edilen ve 1739’da imzalanan Belgrad Antlaşması’ndan bu yana geçen süre Osmanlı Devleti için gerekli atılımların yapılamadığı kayıp yıllar olarak görülmektedir. Bu dönemde Anadolu ve Rumeli’nin merkezden uzak bölgelerinde idare yerel güçlerin eline doğru hızla kaymıştır. Anadolu’da özellikle kapusuz levent eşkıyasının sebep olduğu huzursuzluklar ortadan kaldırılamadığından merkezi otoritenin buralardaki zafiyeti sürmüştür. Bulutkapan Ali Bey’in kendi idaresini kurduğu, III. Mustafa’nın yanında kendi adının da kazılı olduğu sikkeler bastırdığı Mısır ve başta yine darphânesinde riyaller basılan Tunus olmak üzere Cezayir gibi Garp ocakları diye bilinen deniz aşırı uzak vilâyetlerde merkezden âdeta bağımsız olan yerel idareler kontrol altına alınamamıştır.

Osmanlı Devleti’nin Gelişimi ve Yenilik Denemeleri

Devlet bu dönemde, aydınlanma dönemini yaşamakta ve büyük bir ekonomik değişim geçirmekte olan Avrupa’daki gelişmelerden tamamen uzak, hatta habersiz bir hayat sürmekteydi. Eski dönemlerde aktifliğini sürdürmüş fikirler dışında hiçbir fikir kabul edilmemekte, Avrupa’daki yenilikler gözlenmemekte, gelişen çevre şartları ve gelecekte bunun getireceği siyasi tehlikelerin hesabı yapılmamaktaydı. Fakat bütün bunlara rağmen bu durumundan hoşnut olmayan dönemin bazı tarihçilerine göre III. Mustafa devleti yeniden yapılandıracak bir eğitim ve asabiyete sahip değildi. Aynı şekilde III. Mustafa’da “Cihangir” mahlasıyla yazdığı şiirlerinde devlet adamlarının yetersizliğinden ve iyi yetişmiş olanların azlığından şikâyet etmiş ve devlet adamları ile devletin eski gücüne kavuşturulmasını pek imkan dahilinde görmez. Askerî durumun, özellikle Yeniçeri Ocağı’nın düzeltilmesindeki zafiyeti idrak etmekle beraber bunun için ciddi bir girişimde bulunma cesaretini gösterememiş, bu konunun açılmasını bile tehlikeli saymıştır. Nitekim III. Osman defterdar Hilmi Efendi ile yaptığı bir görüşme anında yeniçeriler ile ilgili bu tedirginliğini ağzından kaçırmış ve Hilmi Efendi’nin bunu ifşa edebileceği korkusuna yenik düşerek onu önce görevinden almış ardından idam ettirmiştir.

Askeri sahada yaptıkları Boğaz kalelerinin tahkimi, bazı yeni gemilerin yapımı, Tophane ve Topçu Ocağı’nın ıslahı ve yeni toplar dökümüyle sınırlı kalmıştır. Askeri sahalardaki bu gibi işlerde Fransa’nın yardımlarından, dolayısıyla Baron de Tott’un teknik hizmetinden istifade etmiştir. Ayrıca Sürat Topçuları isimli bir birlik kurmuştur.

Avrupa ile İlişkiler ve Osmanlı-Rus Savaşı (1768-1774)

III. Mustafa, Prusya’nın Avusturya ve Rusya ile kalkıştığı zorlu mücadelede Osmanlı Devleti’ni yanına çekmek ve resmî ilişkiler kurmak üzere giriştiği faaliyetleri yakından takip etmiştir. Bu devletlere karşı Prusya ile bir ittifak içinde bulunma isteği, sadrazam Koca Ragıb Paşa’nın takip ettiği tedbirli politika ve onun ileri sürdüğü fikirler ile engellenmiştir. Buna rağmen III. Mustafa, Râgıb Paşa’nın ihtiyatlı yaklaşımına bir savaş için yeterli hazineye sahip olduklarını söyleyerek karşı çıkması olaylara bakış açısını göstermesi bakımından önemlidir. Prusya’nın düşmanları ile olan savaşı başarılı bir şekilde bitirmiş olmasına rağmen 15 Şubat 1763’de Ragıb Paşa’nın vefatından sonra 7 Nisan 1763’de Ahmed Resmi Efendi’yi Berlin’e yollaması ve kralın eski tekliflerinin hala geçerli olup olmadığının tahkiki, verilen “artık çok geç” tarzındaki cevaptan da anlaşılacağı üzere siyaset bakımından da zayıf bir devlet adamı olduğu görülmektedir. Bu tutumu dikkate alındığında III. Mustafa’nın 1768’de başlayan Rus savaşının açılmasında büyük bir sorumluluk taşıdığı anlaşılır. Savaşa taraftar olmakla beraber rical ve ulemanın karşı görüşü savunması halinde bunda ısrarcı olmayacağı ise kuvvetle muhtemeldir. Ancak burada da son sözü söyleyecek bir hükümdar olarak belirleyici rolünü iyi oynamamış ve hadiselerin gelişmesini kendi arzusunun tahakkukuna bırakmıştır. Bu anlamda, önce sınır kalelerinin takviye edilmesini ve sefer hazırlıkları görülmeden savaşa hemen girişilmemesini tavsiye eden Sadrazam Muhsinzade Mehmed Paşa’nın gerekçelerini dikkate almamıştır. Ciddi hiçbir askerî hazırlık yapılmadan ve altı ay öncesinden ilan edilen savaşın baştan itibaren kötü bir gidiş izlemesi, ordunun ehil olmayan kişilere teslimi, Rus donanmasının Akdeniz’e gelmesi ve Çeşme’deki Osmanlı filosunu yakması, Rus kuvvetlerinin Memleketeyn’i ve Kırım’ı istilâ etmesi, Tuna’yı aşması, yaşanan bozgun ve ağır yenilgiler, askerin içinde bulunduğu düzensiz haliyle savaşmaktan kaçınması, yağmacılığı ve isyanı bir dizi felakete yol açmıştır. Memleketeyn’in Rusya’nın işgaline uğramasından tedirginlik duyan Avusturya ile 6 Temmuz 1771’de nakdî ödemeler dışında Küçük Eflak’ın bırakılmasını öngören bir ittifak antlaşmasının yapılması ise bu devlete külliyetli para kaptırılmasından, Rusya-Avusturya ve Prusya arasında Lehistan’ın paylaşılmasını kolaylaştırmaktan başka bir işe yaramamıştır. Savaş esnasında yapılan Fokşan ve Bükreş görüşmelerinde ortaya çıkan, barışın az kayıplarla yapılması fırsatlarından da istifade edilememiştir. Çünkü Rusya ele geçirdiği Kırım’ı ilhak etmek istemekte ve bunu barışın vazgeçilmez şartı diye ileri sürmekteydi. Alınacak siyasi kararların belirlenmesinde güçlü bir etkisi olan ulema da esasen Rusya’nın öne sürdüğü şartlar dahilinde barış yapılmasına kesinlikle karşı çıkmaktaydı. Kırım’daki müslüman halkın aynı zamanda dinî lideri durumunda olan III. Mustafa’nın halifelik sıfatının Rus temsilcileriyle yapılan görüşmelerde gündeme gelmesi ve siyasette tartışma konusu yapılması önemli bir süreç başlatmıştır. Bu sıfat, önce bağımsız hale getirilecek olan Kırım için 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’nda resmen yer alacak olmakla beraber savaş sırasında Ruslar’la yapılan görüşmelerin başarısız kalmasının en önde gelen sebebini teşkil etmiştir. Vaktiyle Ragıb Paşa’ya, İstanbul’dan Rusçuk’a iki sıra halinde para keseleri dizebilecek kadar maddi yönden bir savaşa hazır olduğunu söyleyen III. Mustafa, Rus seferinin daha ilk yıllarında iç ve dış hazinedeki bütün birikimlerin tükendiğini görüp savaş masraflarını karşılamak için oğlu Selim ile kızı Şah Sultan’dan borç almak zorunda kalmıştır.

III. Mustafa, savaşın ilk aşamasında Ruslar’ın Hotin’i muhasara etmesi esnasında kazanılan bazı başarılar üzerine “Gazi” olarak ilan edilmiştir. Fakat ilerleyen zamanda savaşın bir felakete dönüşmesi sebebiyle Ayasofya Camii’nde selamlık sırasında okunan bir hutbede bu unvanla anılması içlerinde Mevleviler’in de bulunduğu bazı dervişler tarafından yüksek sesle protesto edilmesine yol açmıştır.

Ölümü

Tahta çıktığında sadrazam olarak bulduğu ve görevinde bıraktığı Koca Ragıb Paşa sayesinde saltanatının ilk döneminde bir problemle karşılaşmadan hüküm sürmüş olmakla beraber savaşın son yılında içine düşülen sıkıntılı durum sağlığını bozmuş, dengeli bir hayat sürmesine rağmen savaşın üzerinde bıraktığı ruhsal ve psikolojik problemler sebebiyle geride ağır tahribata uğramış ve felaketler ile dolu bir barışı imzalamak zorunda kalmış devlet bırakmış olarak 21 Ocak 1774’de ölmüştür.

Ailesi

Eşleri

  1. Mihrişah Valide Sultan
  2. Adilşah Kadın
  3. Rif’at Kadın
  4. Aynülhayat Kadın
  5. Fehime Hanım

Erkek Çocukları

  1. III. Selim
  2. Şehzade Mehmed

Kız Çocukları

  1. Hatice Sultan
  2. Şah Sultan
  3. Fatma Sultan
  4. Beyhan Sultan
  5. Fatma Sultan
  6. Hibetullah Sultan
(Visited 2 times, 1 visits today)

Related posts

Leave a Comment