Türkiye’de Matbaacılık

osmanlıda matbaa

Türkiye’de Matbaacılık
Bir yazıyı ya da resmi, kâğıtlara basma yoluyla çoğaltmak işi. İnsanlar için yazmak ve okumak ihtiyacı, o kadar kesindir ki, matbaacılığın keşfinden çok yıllar önce, mağaralarda yaşayan insanlar devrinden başlayarak, bu ihtiyacın türlü şekilde giderilmeğe çalışıldığını görürüz. Mağara duvarlarına ilk resimleri çizen bu insanlardan sonra, resimlerden meydana gelmiş hiyeroglif yazısı bulunmuş, bu yazı çeşitli toprak kalıplara, papirüs yapraklarına işlenmiştir.

Sonunda, insanlık için büyük gelişmeler ve ilerlemeler çağının başlamasına yol açan matbaacılık, 1440 yılında Johannes Gutehberg tarafından icat edilmiştir. Gutenberg`in, ayrı harf şekillerini yan yana getirmek suretiyle sayfalar üzerine baskı yapmayı ve kitap metinlerinin kolaylıkla çoğaltılmasını sağlayan bu buluşu, günden güne evrimleşmiş, matbaaların sayısı çoğalmış kitap, gazete, dergi basımlarını çok büyük bir hız içinde binlerce sayıya yükseltmek mümkün olmuştur. (Türkiye de ilk matbaa ancak 1727 yılında İbrahim Müteferrika tarafından kurulmuştur.)

Türkiye’de Matbaacılık
Sultan 2. Beyazit’ın 1492 yılında topraklarına kabul ettiği engizisyondan kaçan yahudiler, matbaa tekniğini beraberlerinde getirmişlerdi. Osmanlı’ya gelişlerinden hemen bir yıl sonra, David ve Samuel ibn Namhias kardeşler 1493 yılında İstanbul’da ilk basımevini (matbaasını) kurarlar. Kendilerine tevrat ve dnii kitaplar basma izni verilmişti. Bu sebepten sadece tevrat, dua ve din tarihi kitapları basılmıştır. Bu tarihten sonra çeşitli kereler matbaa açma girişiminde bulunan Osmanlı’nın islam tebasından kişilere hep karşı çıkılmış, Kuran’ın daha önce olduğu gibi mutlaka elle yazılması gereğini belirten bu kişiler zamanın önemli kişileri olan hattatlar tarafından kışkırtılmış ve himaye görmüşlerdir. Osmanlı topraklarında çalışan ilk matbaadan 234 yıl sonra Osmanlı’nın islam tebasınadan olan İbrahim Mütefferika Lale Devri olarak bilinen dönemde, 1727 yılında matbaasını kurmuştur. Matbaasında basılan ilk kitap Kitab-ı Lügat-ı Vankulu (Vankulu sözlüğü)’dur. Mütefferika yaşamı boyunca 18 farklı eser basmıştır. Ancak kitapların maliyetlerinin ve buna bağlı olarak fiyatlarının çok yüksek olması matbaacılığın yaygınlaşmasını engellemiştir. Mütefferika’nın ölümünden sonra matbaa zaman zaman atıl kalsa da çalışmaya devam etmiştir. Matbaanın başına 1754 yılında İbrahim ve Ahmet Efendiler, 1783 yılından sonra Beylikçi Raşid Mehmed Efendi ve Vak’a-nüvis Vasıf Efendi geçmişlerdir.

1769 yılında Abdurrahman Efendi Mühendishane matbaasını kurmuştur. Daha sonra Üsküdar matbaası(1802) ve sonrasında Takvimhane-i Amire adında bir matbaa daha açıldı. (1831) Bu sırada Mısır’da Kavalalı Mehmet Ali Paşa Bulak matbaasını kurdu. (1822) 1833 yılında ülkede 54 matbaa (15’i litografi) 1948 yılında 509 matbaa ve 1983 yılında 3537 matbaa bulunmaktaydı. 2007 yılında 6000 civarında matbaa bulunmaktadır.

Günümüzde Türk matbaacılığı teknolojik gelişmelere bağlı olarak gelişimini sürdürmektedir. Basım sektörü Avrupa’daki emsalleriyle aynı kalitede ürünler üretebilmektedir. Hazır teknoloji üretici ülkelerden alınmakta ülkemizde başarı ile uygulanmaktadır. Ancak Türkiye bazı istisnalar hariç teknoloji üretmekten uzak, fakat iyi bir teknoloji takipçisi durumundadır.

Click to rate this post!
[Total: 1 Average: 5]
(Visited 13 times, 1 visits today)

Leave a Comment