Osmanlılarda Duraklama Dönemi Siyasi Gelişmeler

17. yüzyıl Osmanlı İsyanları

Osmanlılarda Duraklama Dönemi Siyasi Gelişmeler

XVII. Yüzyıl Osmanlı Devleti’nin Genel Durumu:
Kanuni döneminde Osmanlı Devleti, sınırlarını oldukça genişleterek dünya gücü hâline gelmişti. Bu durum II. Selim ve III. Murat dönemlerinde de devam etti.

Fetihlere devam edilirken, iç ayaklanmaları durdurmakla da uğraşılmış, yeri geldikçe fethedilen yerleri korumak amaçlanmıştır. Bu dönemde hem fetih hem de sınırları korumak amacıyla Doğuda İran, Batıda Venedik, Lehistan, Avusturya ve dönemin sonunda Rusya ile savaşılmıştır. Avusturya, İran ve Rusya ile yapılan savaşların uzun sürmesi ve istenilen galibiyetin alınamaması nedeniyle devleti yıpratmıştır.

I. Ahmet döneminde Osmanlı veraset sisteminde değişikliğe gidildi. Ekber ve erşet sistemine geçilerek en büyük ve akıllı olan şehzadenin tahta çıkması kararlaştırıldı.

XVII. yüzyıl Kapıkulu askerlerinin özellikle de yeniçerilerin sık sık isyan ettikleri bir dönem oldu. Tımar sisteminin bozulması askeri ve ekonomik yönden devleti olumsuz yönde etkiledi.

Kanuni döneminde ilk defa başlayan usulsüz atamalar, tımar sistemin bozulmasına ve rüşvetin yaygınlaşması nedenleri ile Anadolu’da sık sık isyanlara neden oldu.

Duraklamanın Sebepleri:

İçi Nedenler:
– Merkezi yönetimdeki bozulmalar
– Askeri teşkilattaki (Seyfiye) bozulmalar
– Maliyedeki Bozulmalar (ekonominin bozulması)
– İlmiyedeki Bozulmalar
– Toplum Yapısında meydana gelen bozulmalar
– Saray kadınları ve ağlarının yönetime karışmayla başlaması

Dış Nedenler:
– İmparatorluğun doğal sınırlara ulaşması
– Sınırlarda güçlü devletlerin bulunması (Doğuda İran, batıda Avusturya, Kuzeyde Rusya)
Coğrafi keşifler ve kapitülasyonların etkisi (Fransa’dan başka ülkelere de verilmesi)
Reform/Rönesans hareketleriyle Avrupa’da ortaya çıkan gelişmelerin takip edilmemesi

Coğrafi Keşiflerle yağmalanan yeni ülke ve kıtaların altın ve gümüşü Avrupa’ya taşındı. Merkantalis anlayış doğrultusunda Osmanlılar ile ithalat yapmadılar, İhracat yaptılar.

Osmanlılar Akdeniz limanlarını canlandırmak için kapitülasyonları II. Selim, III. Murat ve III. Mehmet dönemlerinde devam ettirdi. Fransa’nın isteği üzerine 1740 yılında kapitülasyonlar sürekli hale getirildi. III. Murat, 1579 yılında üç İngiliz tüccarlarına, Osmanlı topraklarında ticaret yapma hakkı tanındı. Daha sonra Kraliçe I. Elizabeth, III. Murat’a gönderdiği mektupta diğer İngiliz tüccarlarına da ticaret hakkı verilmesini istedi. 1580’de İngilizlere de kapitülasyonlar verildi. Aynı dönemde Hollanda’ya da aynı haklar verildi. Oysa Osmanlılar Avrupa’daki ekonomik rekabetten faydalanabilirdi. Böylece Osmanlı üreticisi Avrupa’dan gelen kaliteli ve daha ucuz mal ve eşyalarla rekabet edemedi. Osmanlı üreticisi ekonomik açıdan çöktü. Birçok iş yeri yapandı. İşsizlik arttı.

XVII.YÜZYILDA AVRUPA’ VE ASYA’DAKİ SİYASİ DURUM
Özellikle İngiltere ve Fransa’da krallar iktidara engel olan feodal yapılanmayı ortadan kaldırarak güçlerini artırmışlardır.
Coğrafi keşiflerin etkisi ile ekonomik yönden zenginleşen ve gelişen Avrupa’da: İngiltere, Fransa, İspanya, Hollanda, Portekiz gibi devletler bilinmeyen yerlere gitme ve buraları kendi çıkarları için sömürge kurdular.

Uzakdoğu ve Hindistan bölgesi ile atlas okyanusu limanları bu dönemde Avrupa devletlerinin yeni gözde paylaşım bölgeleri ve sömürge alanları olmuştur. Yine bu yüzyılda Avrupalı devletler sömürgeler yüzünden 30 yıl savaşları başlamıştır.

Asya’daki Genel Durum
XVII. yüzyılda Rusya Asya’da güçlü bir devlet olarak ortaya çıktı.

Altın Orda Devleti’nin yıkılmasıyla Rusya Orta Asya’ya doğru yayılmaya başlamıştır. Altın Ordu devletinin dağılmasıyla bu devletin toprakları üzerinde Hive, Buhara, Hokand ve Özbek hanlıkları kuruldu. Bu hanlıkların birbiriyle mücadeleleri Rusya’nın güçlenmesine neden olmuştur. Rusya birer birer bu hanlıkları ele geçirerek Kafkaslara kadar ilerleyerek Osmanlıları Batıdan ve Doğu’dan tehdit etmeye başlamıştır.

OSMANLI – İRAN İLİŞKİLERİ
Osmanlı devletinin İran Devleti ile savaşları Yavuz Sultan Selim devrinden itibaren başlamış ve Kanuni devrinde 1555 yılında yapılan Amasya Anlaşması ile sona ermişti. Ancak 1577 yılında yeniden başlayan İran savaşları 1639 Kasr – ı Şirin Anlaşması’na kadar devam etmiştir.
1. 1579 – 1590 Osmanlı – İran Savaşları ve Ferhat Paşa (İstanbul) Antlaşması:
1579 yılında Şah Tamasb’ın ölümü üzerine İran’da meydana gelen karışıldıklardan istifade etmek için Osmanlı Padişahı III. Murat sınırdaki valilerin isteğine göre (Sokullu Mehmet Paşa’nın karşı çıkmasına rağmen) savaş kararı aldı. Yapılan savaşlarda Osmanlıların üstünlüğü ile sona erdi. İran’ın barış istemesi üzerine Ferhat Paşa (İstanbul) Antlaşması yapıldı (1590). Yapılan antlaşmaya göre:
Doğuda Azerbaycan, Gürcistan, Dağıstan ve Luristan Osmanlı Devleti’nde kalacaktı.
*Bu antlaşmayla; Osmanlılar doğuda en geniş sınırlara ulaşmıştır.

1603 – 1611 Osmanlı – İran Savaşları ve Nasuh Paşa Antlaşması:
Nedeni: İran’ın Osmanlıların batıda yapmış olduğu Avusturya savaşlarından ve Anadolu’daki Celali isyanlarından faydalanarak Ferhat Paşa Antlaşması’yla kaybettikleri toprakları geri almak istemeleri.
Sonuç: İran’ın üstünlüğüyle geçen bu savaşlar sonunda, Nasuh Paşa Antlaşması yapıldı.

Buna göre;
– Ferhat Paşa Antlaşması ile alınan yerler İran’a geri verildi.
– İran yıllık 200 deve yükü ipek, vergi vermeyi kabul etti.
1617 – 1618 Osmanlı – İran Savaşları ve Serav Antlaşması:
İran’ın Osmanlı topraklarına müdahalesi sonucu Bağdat’ı alması ve yıllık vergiyi kesmesi üzerine, Duraklama döneminin en uzun süren Osmanlı –İran Savaşı başladı.

IV. Murat’ın merkezdeki otoriteyi sağlaması, yeniçerileri disiplin altına alması üzerine İran’a; 1635’te Revan 1637’de de Bağdat olmak üzere iki sefer yaparak Bağdat’ı geri aldı. Bu yüzyılın en uzun savaşı IV.Murat zamanında oldu.
Sonuç: 1639 yılında yapılan Kasr – ı Şirin Anlaşması’na göre;
Azerbaycan, Tebriz ve Revan, İranlılara verildi.
– Bağdat, Osmanlılarda kaldı.
– İki Devlet arasında Zağros dağları sınır olacaktı.

Anlaşmanın önemi; Türk – İran sınırını büyük ölçüde belirleyen Kasr – ı Şirin Antlaşması ile çizilen sınır günümüze kadar devam etmiştir.

OSMANLI – LEHİSTAN İLİŞKİLERİ;
Boğdan: Kuzey Romanya
Eflak: Güney Romanya

XVII. yüzyılda Osmanlı – Lehistan ilişkilerinin bozulmasının temelinde Erdel, Boğadan ve Ukrayanakazakları ile ilgili sorunlar yatmaktadır.

1. Hotin Seferi ve Anlaşması:
Lehistan, Sokullu M. Paşa tarafindan himaye edilmişti. 1587 yılından sonra fırsat buldukça Eflak, Boğdan, Erdel işlerine karışıyordu. Bunun üzerine (1618 – 1622) Genç Osman tarafından bir sefer düzenlendi. Kesin sonuç alınamadı. Yeniçerilerin gayretsizliği yüzünden Hotin Anlaşması yapıldı. Bu anlaşmaya göre;
– Hotin Kalesi, Osmanlı Devleti’ne bağlı olan Boğdan’a bırakıldı.
– Birbirlerinin toprağına saldırmayacaklar.
– Eskisi gibi kırım hanlığına 40 bin altın ödeyecekti.

2. Sultan IV. Mehmet’in Lehistan Seferi ve Buçaş Antlaşması:
Yarım asır sonra başlayan bu savaşlarda Lehliler Osmanlı himayesindeki Kazaklara saldırdılar. Savaş, Podolya topraklarının üzerinde devam etti. Lehistan önemli zararlara uğradı. Aynı yıl Buçaş Anlaşmasıyenilenerek;
– Podolya’nın Osmanlılara Geçtiği kabul edildi.
– Lehistan’nın Ukrayana’dan çekilmesi kabul edilmiştir.
Not: Buçaş Antlaşması ile Osmanlı Devleti, Kuzey – Batı Avrupa’da en geniş sınırlarına ulaşmıştır.
OSMANLI – VENEDİK İLİŞKİLERİ:
Osmanlı Devleti ile Venedikler arasında yapılan savaşların temel nedenini denizlerde üstünlük kurma ve ticari faaliyetlerini en üst düzeyde gerçekleştirme amacı oluşturmuştur.

XVII. yüzyılda Osmanlı Venedik ilişkileri 1645 yılında Osmanlı deniz güvenliğini zedeleyen Venediklilerin elinde olan Girit adasının kuşatılmasıyla başladı. Girit; Ege ve Doğu Akdeniz’in güvenliği bakımından da önemliydi.

Daha sonra Vezir Deli Hüseyin Paşa, Kandiye şehrini kuşattı. Ancak bu kale kendisini 25 yıl savundu. Venedikler bir ara Ege denizindeki Türk limanlarına saldırdılar ve Çanakkale Boğazı’nı kapattılar. Köprülü Mehmet Paşa’nın sadrazamlığı döneminde, Venedikler yenildi – Girit Mücahitlerine yardım ulaştırıldı.

Daha sonra Fazıl Ahmet Paşa, Girit’ten Venedikleri kovarak Kandiye şehrini fethetti. Bundan sonra Venedikler 1683 yılında Viyana bozgunundan yararlanarak Mora’yı ele geçirdi. 1699 yılında Karlofça Anlaşması Venediklerin lehlerine sonuçlandı.

Not: Girit’in alınması Osmanlı Devleti’nin Ege ve Akdeniz’deki hâkimiyetini güçlendirmiştir.

OSMANLI – AVUSTURYA SAVAŞLARI
Haçova Savaşı ve Zitvatorok Antlaşması (1593 – 1606):
Aralıklarla 17. yüzyıl boyunca devam etmiştir. 1593 yılında Dalmaçya kıyılarında barınan ve Almanya’nın desteklediği Hıristiyan Üskok çetelerinin Osmanlı Devletine verdiği zararlar karşısında Telli Hasan Paşa komutasında Avusturya topraklarına girdiler. Böylece 1568 yılında yapılan anlaşma bozulmuş oluyordu. III. Mehmet bilhassa kendisi sefere çıkarak Eğri Kalesini fethetmişti (1596). Avusturya ordusu Haçova savaşında yenildi. Daha sonra Kanije kalesi alındı (1606). Düşman eline geçmiş olan Estergon kalesi alındı (1601). Böylece 13 yıl süren savaşlar (1593 – 1606) Zitvatorok Antlaşması ile sona erdi.
Zitvatorok Antlaşması’nın başlıca Maddeleri şunlardır:
– Osmanlı devleti; Eğri, Kanije, Estergon kalesini alıyordu.
– Hiçbir toprak kayıp etmemiş oluyordu. Ancak en dikkat çekici yanı Avusturya’nın o güne kadar ödemekte olduğu yıllık vergi (30 bin altın ) kaldırılıyordu.
– Bir defaya Mahsus olmak üzere 200 bin kara kuruş (10 bin altın) savaş tazminatı olarak ödeyecekti.
– Avusturya imparatoru Osmanlı padişahı ile eşit sayılacaktı.

1658 – 1664 Savaşları ve Vasvar Antlaşması:
Erdel Beyi Rakoçi, Eflak ve Boğdan beyleri ile anlaşarak Osmanlı Devletine karşı isyan etti. Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa bu isyanı bastırdı. Osmanlı devletine bağlı bu üç beyliği değiştirdi. Avusturya’nın işe karışması üzerine Avusturyalılarla yapılan savaşta Avusturyalılar Zerinvar’da yenildi. Avusturyalılar telaşa kapıldılar. Bunun üzerine yapılan Vasvar Antlaşması’na göre (1664):
– Avusturyalılar Erdel işine karışmayacaklardı
– Erdel Osmanlı Devletine bağlı kalacak
– Avusturya savaş tazminatı ödeyecek (200 bin kara kuruş: 10 bin altın).
– Uyvar kalesi Türklerde kalacak.
– Barış süresi 22 yıl olacaktı.

İkinci Viyana Kuşatması (1683–1699):
Kutsal Roma – Germen imparatoru Devleti’nin baş şehri Viyana’nın Osmanlılar tarafından kuşatılması ve Osmanlı ordusunun yenilmesiyle başlayan ve 16 yıl süren bozgunlar devrine tarihimizde felaket seneleri denir. Bu devir ile birlikte Osmanlı devleti gerilemeye başlar. Bu gerileme öğle uzun sürer ki, ancak Sakarya Savaşı’ ile sona erer.
Savaşın Sebebi:
Macaristan’ın Avusturya denetiminde bulunan bölgedeki koyu Katolik olan Avusturya Kralı I. Leopok, Mezhep özgürlüğünü kaldırması üzerine, Macar beylerinden İmre Tokeli Avusturya‘ya karşı ayaklanarak Osmanlı devletinden yardım ister. Ancak bir asırdır ciddi zaferlere susamış olan ve eski devirdeki fütuhatı özleyen ordu ve toplumun da etkisi ve isteğini yerine getirmek üzere Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, güçlü ve ağır donanımlı bir ordu ile sefere çıkar. Osmanlı Ordusundaki askerlerin sayısı yardımcı kuvvetlerle beraber 500 bini buluyordu. 1682’de başlayan Viyana’nın kuşatılması üzerine tüm Avrupa ayağa kalkar. Eğer Fetih gerçekleşse idi Osmanlı devletinin Kaderi de değişirdi.
– Kırım Beylerinin gereken ilgiyi göstermemeleri,
– Kara Mustafa Paşayı bazı komutanların çekememesi üzerine işi ağırdan almaları, nedenleriyle Osmanlı ordusu perişan edildi.
– Oysa Viyana önlerinde galip gelebilecek kuvvetli bir Türk ordusu devletteki iç bozuklukların orduya yansıyan etkileri nedeniyle tarihteki en ağır bozgunlarından birini yaşayadı.
– Ordunun bütün donatımı hazinesi, topları, cephanesi terk edilmek zorunda kalındı.
– Bu yenilgi nedeniyle; Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, padişah IV. Mehmet tarafından idam edildi. Oysa Merzifonlu Kara Mustafa Paşa bu yenilginin izlerini silebilecek tek devlet adamıydı. Osmanlı ordusunun bu yenilgisi karşısında cesaretlenen Batılı ülkeler Osmanlı Devleti’ne karşı Avrupa’da Kilise’nin etkisiyle “Kutsal İttifak” oluştu.
– II. Viyana yenilgisinden sonra Osmanlıların batı yönündeki ilerleyişi tam olarak durdu. Bundan sonra Osmanlı savunmaya geçerken, Türkleri Avrupa’dan atma girişimleri yeniden başlatıldı.

Karalofça Antlaşması

1683 – 1699 Savaşları (Felâket Seneleri)
Haçlılar Birliği (Kutsal ittifak): Papa bütün Hıristiyan dünyasının başı olarak yeni bir “Haçlı Birliği” kurdu. Avusturya, Venedik, Lehistan, Rusya ve Malta bu birliğe katıldı.
Venedikliler; Mora yarımadasına ve Dalmaçya kıyılarına,
Ruslar; Azak tarafına,
Lehistan; Podalya ve Boğdan üzerine

Avusturya; Macaristan ve Erdel üzerine saldırdılar (1686)
Bu sırada IV. Mehmet tahtan indirildi II. Süleyman tahta getirildi. Sadrazam Fazıl Mehmet Paşa iç işlerini düzelttikten sonra savaşta şehit edildi. Bu sırada II. Süleyman indirilmiş II. Ahmet tahta çıkarılmıştır. Bir değişiklik yapılarak Sultan II. Mustafa padişah oldu. Sultan II. Mustafa bizzat savaşa çıktı, bazı başarılar elde ettiyse de kesin bir sonuç alamadı ve Macaristan alınamadı. Bu sırada Venedikler Sakız’ı işkâl etmiş, Ruslar Azak kalesini almışlardı (1693). 1697’de Zenta bozgunundan sonra padişah II. Mustafa ve Sadrazam Amcazade Hüseyin Paşa barış istedi.

Devlet çok yıpranmış. II. Mustafa’nın savaşa devam etmek istemesi üzerine sadrazam ve devlet büyüklerinin isteğiyle Belgrat civarında Karlofça Kasabası’nda Avusturya, Venedik, Lehistan ve Rusya gibi devletler ile iki aydan fazla süren bir görüşme sonucunda 1699 yılında Karlofça Anlaşması imzalandı. Buna göre;
1. Temeşvar Osmanlılarda kalmak üzere bütün Macaristan ve Erdel Avusturya’ya verildi.
2. Podolya ve Ukrayna, Lehistan’a (Polonya)
3. Mora Yarımadası ile Dalmaçya kıyıları Venedik‘e bırakıldı.
4. Lehistan’ın Kırım’ a verdiği vergi kaldırıldı.
5. Antlaşma 25 yıl sürecek, Avusturya’nın garantörlüğünde olacaktır.

Not: Karlofça anlaşması Osmanlı devletinin toprak kayıp ettiği ilk anlaşma oldu.
Kalofça ve İstanbul Antlaşmaları ile kaybedilen toprakları geri almak, 18. yüzyıl Osmanlı devlet siyasetinin temelini oluşturmuştur. Kaybedilen yerler geri alınmadığı gibi yeni topraklar da elden çıkmıştır.

Antlaşmanın Sonuçları (önemi):
– Osmanlı Devleti, ilk defa topraklarının büyük bir kısmını kaybetti. Duraklama Devri kapandı, Gerileme Devri başladı.
– Avrupa devletleri savunmadan saldırıya geçti.
– Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki egemenliği sona erdi ve toprak kaybetti. Avrupa’nın bu ilerlemesi ancak Sakarya Savaşı’nda (1921) durduruldu.
– Kutsal ittifak sırasında sefere çıkan II. Mustafa (1695 – 1703) ordusunun başında savaşa çıkan son padişah olmuştur.

İstanbul Antlaşması:
Rusya Karlofça Antlaşması’nda imza yetkileri olmadıklarından bir yıl sonra sonra Osmanlı Devleti ile 1700 yılında İstanbul Antlaşması’nı yapmıştır. Ruslarla yapılan antlaşmaya göre;
– Azak kalesi ve çevresi Ruslara verildi.
– Ayrıca Ruslar İstanbul’da elçi bulunduracak.
– Kutsal yerlere (Kudüs’ü) serbestçe ziyaret edecekti.

OSMANLI – RUSYA İLİŞKİLERİ
Rusya Osmanlı himayesindeki Özi Kazaklarına saldırınca Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sefere çıktı ve 1678’de Çehrin Kalesi‘ni aldı. Rusların isteği ile Bahçesaray (Çehrin) Antlaşmasıimzalandı. Bu antlaşmaya göre
– Kiev, Ruslarda kalmaya devam etti.
– Özi (Dinyeper) Nehri iki devlet arasında sınnır oldu.
Savaşın Önemi: İlk Osmanlı – Rus antlaşması olması yönüyle önemlidir.

İ S Y A N L A R

XVII. Yüzyılda İç İsyanların Sebepleri, Nitelikleri ve Sonuçları;
1. Merkezde Çıkan isyanlar
2. Anadolu’daki Celali isyanları
3. Eyaletlerde çıkan isyanlar.

Merkez (İstanbul) İsyanları: Esas özelliği tamamen askeri olmasıdır.
Sebepleri:
– Kapıkulu Ordusunun bu isyanları genellikle padişahların veya devletin önemli idarecilerini değiştirmek için yapmışlardır.
– Devlet Merkezindeki yönetici zümrelerin birbirleri ile olan mücadelelerinin isyanların perde arkasını meydan getirmesidir.
– Kapıkulu askerlerinin isyanlarının başlangıcı Fatih devrine kadar iner. Cülus bahşişi veya ulufe yüzünden çıkmıştır. İsteklerinin kabul edilmesi ise onların güçlerini anlamalarını göstermiştir.
– Kapıkulu Ocağı’na usulsüz ve gereğinden fazla asker alınması ,gibi nedenlerle halktan katılım olduğunu ve ulemanın da desteğinin olduğu görülmüştür.

Başlıca isyanlar ise;

Genç Osman’ın (Sultan II. Osman) Öldürülmesi:
Hotin Seferi’nde, yeniçerilerin işe yaramaz olduğunu görünce orduda ıslahatın gerekli olduğunu anladı. Ayrıca Genç Osman başkenti İstanbul’dan Anadolu’a taşımayı düşünmüştür. Saray dışından evlenen ilk Padişahtır. Osmanlı Devleti’nde ilk defa Islahatlar yapmayı düşünen padişahtır. Fakat bu olay tecrübesizliği nedeniyle öldürülmesine neden oldu.

IV. Murat Devri isyanları:
Genç Osman’dan Sonra I. Mustafa padişah olmuştu. Sarayda devamlı kapalı kalmak ve öldürülmek korkusuyla şuurunu kaybetmişti. Bundan dolayı yerine IV. Murat geçti. Hazine boştu. Cülus için sarayda altın eşyalar eritilerek askere dağıtıldı.

1632 ‘de yeniçeriler tekrar ayaklanarak Vezir – i Azam Hafız Ahmet Paşa ve bazı idarecilerin başını istediler. Yeniçerilerin istediği kişiler kendilerine verilince bu şahısları isyancılar; Padişahın gözleri önünde parçaladılar.

Daha sonra Sipahiler, IV. Murat’ı tahtan indirmek istediler. Fakat Yeniçeriler işe karışmayınca iş su yüzüne çıktı. Bu olayda Topal Recep Paşa idam edildi. IV. Murat yönetimi ele aldıktan bir süre sonra Osmanlı Devletinde, canlanma görüldü (1632).

IV. Mehmet Devri İsyanları:
1656 yılında ayaklanan kapıkulu ordusu Alay köşkünde Padişahı davet ettiler. Sonra dertlerini dile getirerek bizzat işlerle artık kendisinin ilgilenmesini istedirler.
– Girit’ te durum çok acıklı bir duruma düşmüş
– Memleket harap olmuş, köylüler memleketlerini terk etmişler.
– Asker maaş yüzü görmemekte
– Sadrazam ve vezirler, çoğu zaman saltanat ortaklarının korkusundan durumu bildirememektedirler.
– Hazinenin durumu kötü olup iki sene sonraki gelirler harcanmaktadır.
Anadolu’da Çıkan İsyanlar:

Yavuz Sultan Selim döneminde Tokat civarında Bozoklu Celal adında bir sipahinin çıkardığı isyan daha sonra Anadolu’daki isyanların genel adı olmuştur.

Bu isyanların temel nedenleri:
Ekonominin bozulması:
– İran ve Avusturya ile yapılan savaşları kazanmak amacıyla aşırı harcama yapan devlet masraflarını karşılamayınca halktan ağır vergiler almaya başlandı.
– Artan vergiler yanında iltizam sisteminin yaygınlaştırılması,
– Yerel yöneticilerin kanunlara aykırı vergi toplaması
– Yerel yöneticilerin halkı adaletsiz yönetmeleri.
Not:Bu durum halkın devlete olan güveninin sarsmış ve çeşitli bölgelerden isyanlar çıkmıştır.

Çıkan isyanlar nedeniyle köyler yakılıp yıkıldı. Can güvenliği olmayan reaya yerleşim yerini ve toprakları terk ettiler.
Celali İsyanlarının başlıcaları:
Karayazıcı, Canbolatoğlu, Tavil Ahmet, Deli Hasan ve Kalenderoğlu gibi kişilerin elebaşılığını yaptıkları Celali isyanlarını devlet sert tedbirler alarak bastırabilmiştir.

İsyanların Sonucu: Anadolu’da güven ve huzur ortamı kalmazken
– Binlerce insan hayatını kaybetti.
– Zengin topraklar yakılıp yıkılması sonucu üretim azaldı.
– Vergilerin düzenli toplanamaması Osmanlı Devleti’ni zayıflattı.

Bu isyanlar nedeniyle Avusturya ve İran ile yapılan savaşlarda Osmanlı Devleti’ni zor durumda kaldı.

5/5 - (8 votes)
(Visited 77 times, 1 visits today)

Related posts

Leave a Comment