25 III. Osman (1754 – 1757)

Padişah, III. Osman

25. III. Osman (1754 – 1757)
III. Osman (Osmanlı Türkçesi : Osmân-ı Salis ) (d. 2 Ocak 1699 – ö. 30 Ekim 1757), 25. Osmanlı padişahı ve 104. İslam halifesidir. II. Mustafa ‘nın (1664-1703) oğlu ve I. Mahmud ‘un (1730-1754) kardeşidir. Annesi kökeni bilinmeyen Şehsuvar Sultan’dır. Hükümdarlık dönemi 1754-1757 yılları arasıdır.

Tahta Çıkışı ve Saltanatı Dönemindeki Olaylar (1754-1757)

Tahta Çıkışı

III. Osman babası tahtan indirildiğinde 14 yaşındaydı. Babası ölene kadar İstanbul’da kalmaya devam eden III. Osman babasının ölümünden sonra Edirne’ye getirildi ve 17. yüzyıldan itibaren uygulanan Ekber ve Erşed sistemi gereği saraya kapatıldı. Sarayda tam 51 yıl boyunca kapalı tutulduktan sonra kardeşi I. Mahmud’un ölümü üzerine 13 Aralık 1754’te tahta çıktı. Yeni padişahın ilk icraatı birlikte çalışacağı görevlileri seçmek oldu. Saltanatı boyunca sadrazamlık başta olmak üzere üst dereceli devlet görevlerinde kısa aralıklarla yaptığı değişiklikler, bazı tarihçiler tarafından sadâret makamının bir önceki padişah devrinde oluşan son derece ağırlıklı rolünü azaltmaya yönelik teşebbüsler olarak yorumlanmıştır. III. Osman’ın ayrıca Eflak ve Boğdan voyvodalarını da bir defa değiştirmiş, Arslan Giray’ın vefatı sebebiyle Kırım Hanlığı’na Halim Giray, Mehmed Paşa’nın kargaşada öldürülmesinden sonra Cezâyir-i Garb beylerbeyiliğine Ali Paşa’yı tayin etmiştir.

Doğal Afetler ve Çıkan Yangınlar

Döneminde İstanbul’da iki küçük ölçekli deprem, bir sel felâketinin vuku buldu. Bunlara ilaveten çıkan yangınlar da oldukça sorun çıkartmıştı. Meydana gelen dört büyük yangın büyük tahribata yol açmıştı. Bunlardan ilki 22 Aralık 1754 Cumartesi gecesi Sultanhamam’da çıkmış ve on sekiz saat sürmüş, ikincisi 12 Temmuz 1755 Cuma gecesi Kadırga Limanı yakınında başlamış ve on beş saat devam etmişti. Daha sonraki Hocapaşa ve Cibali yangınları ise sur içi İstanbul’u için bir felâket mahiyetindedir. 29 Eylül 1755 Pazartesi gecesi Hocapaşa’da çıkan ve kırk saat süren yangında Ayasofya, Bahçekapı ve Mahmutpaşa semtleri enkaz haline gelmiş, Paşakapısı’nın da içinde bulunduğu birçok devlet dairesi yanmış, halkın eşyalarını taşıması için ilk defa sarayın Soğukçeşme Kapısı açılmış, söndürme işiyle uğraşan ve yaralanan 328 kapıkuluna atıyyeler verilmişti. 6 Temmuz 1756 Pazartesi gecesi başlayan ve iki gün iki gece süren daha büyük bir yangın Cibâli Kapısı’ndan sur içine yayılmıştı. İstanbul’un üçte ikisinin enkaza dönüştüğü son iki yangının bilançosu rakamlarla tespit edilmiş ve bundan sonra bizzat padişahın ve sadrazamların temel vazifesi buradan kaynaklanan meselelerin çözümü yönünde olmuştur.

Anadolu Haydutları ve Alınan Önlemler

III. Osman, Anadolu’da ve Rumeli’deki eşkıyalık ve özellikle başı boş leventlerin faaliyetlerini engellemek için hükümler gönderdi ve bu mesele ile yakından ilgilendi. Özellikle Bozulus ve Cihanbeyli aşiretlerine, İran’daki kargaşa sebebiyle Ermeniler’e, Erzurum ve Sivas çevresindeki haydutlara karşı önlemler alındı. Emri ile dönemin meşhur eşkıyası Hacı Mustafa Ağa isimli bir eşkıya yakalanıp idam ettirilmiştir ve İstanbul’a ulaştırılan başı yine III. Osman’ın emri ile belli bir süre teşhir edilmiştir. Hac güzergahındaki eşkıyalığa ve vakıflardaki yolsuzluklara karşı da sert tedbirler alan III.Osman bu faaliyetleri tamamen ortadan kaldırmak istediyse de bunu başaramadı.

Dönemindeki Yasaklar

III. Osman zamanında üzerinde en çok durulan yasak Rumeli ve Anadolu’dan İstanbul’a yönelen göçle alâkalıdır. İstanbul’a giriş büyük bir kesim için yasaklandı, sadece İstanbul’da işi olanların ancak bir iki kişiyi geçmemek şartıyla geçişlerine izin verildi. Kadınların giyimi ve sokağa çıkışlarıyla ilgili yasaklar da sürdü. Özellikle genç kadınların “moda” kıyafetlerle dolaşmamaları, renkli ve yakaları uzun olmayan, bol/geniş feraceyle ve sadece işlerini görmek amacıyla çarşı pazara çıkmaları, padişahın cuma selâmlığı ve gezileri sırasında ortalıkta görünmemeleri istendi. Atlarda gümüş aksesuarların vezirler dışında kullanılmaması, müslüman olmayanların sadece kendilerine ait kıyafetleri giymeleri, izinli olanlar dışında beygire ve üç çifte kayığa binmemeleri sık sık hatırlatıldı. Padişahın tebdil gezilerinde bu gibi sebeplerle bazen idam emri verdiğini yazan dönemin tarihçisi Vak‘anüvîs Hâkim Mehmed Efendi çarşı pazarda tütün çubuğu ile alenen gezmenin de yasaklandığını bildirmiş, gizlice ve edebiyle içmeye ise yasaklama olmadığının da bilgisini vermiştir.

Avrupa ve Rusya ile İlişkiler

Dış siyasette Avrupa’ya oranla epeyce sakin bir dönem yaşandı. Prusya Kralı II. Friedrich, gönderdiği bir heyetle Osmanlı Devleti ile ticaret ve dostluk antlaşması yapmak için girişimlerde bulundu. Kralın mektuplarıyla birlikte gizlice sahte kimlikle gelen ve İsveç elçisi aracılığıyla reîsülküttâb ile görüşebilen A. Rexin’e uygun bir zamanda bu konunun ele alınabileceği cevabı verilmişti. Fransa, Rusya ve Avusturya’nın Prusya ve İngiltere’ye karşı oluşturdukları ittifak ve 1756’da başlayan Yedi Yıl Savaşları dolayısıyla Prusya için antlaşma çok daha önem kazanmış, İstanbul’a gelen aynı temsilci benzeri cevaplarla karşılanmıştı. Savaşın devam ettiği sürede söz konusu ülkelerin İstanbul’daki mevcut elçiliklerinin hükümete ulaştırdıkları takrirler Osmanlı Devleti’ni taraf olmaya sevketmeye yönelik çeşitli güvenceleri, vaadleri ve diğer ülkelerle ilgili şikâyet ve ihbarları ihtiva eder. Tarafsızlığın ve ihtiyatın bırakılmaması düşüncesi Ragıb Paşa’nın sadârete gelişiyle daha da perçinlenmişti. Padişah ve etrafındakiler Avrupalı devletlerin savaşına karışılmaması ve birbirlerinin güçlerini kırmalarına izin verilmesi konusunda hem fikirdi. Ayrıca bu dönemde Osmanlı Devleti, Danimarka Krallığı ile dostluk ve ticaret antlaşması imzalamıştır.

Ölümü

III. Osman saltanatının son dönemlerinde midesindeki rahatsızlık yüzünden birkaç cuma selamlığına bile güçlükle katılabilmişti. Midesindeki rahatsızlık yüzünden tedavi görse de 30 Ekim 1757 öldü. Bazı Avrupalı kaynaklarda bir ameliyatın hemen ardından öldüğü belirtilir. III. Osman 30 Ekim 1757’deki ölümünden sonra Turhan Vâlide Sultan Türbesi’ne defnedildi.

Döneminde Yapılan Bazı Eserler

İstanbul’da mimari çalışmalara devam edilmiş, I. Mahmud döneminde yapılmaya başlanan Nuruosmaniye Camii tamamlanmıştır.

Bunun dışında Üsküdar’da İhsaniye Camii ve İhsaniye Mescidi’ni yaptırdı. Caminin yanına medrese, kütüphane, imaret, sebil ve çeşme de yaptırıp tamiratı ve masraflarının karşılanması için vakıflar tesis ettirdi. Midilli Adası Sığrı Limanı’nda, Malta korsanlarına karşı bir kale inşa edilerek tahkim edildi. Bâb-ı Âli’nin inşası tamamlandı. Osmanlı Devleti’nin ilk deniz feneri olan Ahırkapı Feneri de III. Osman devrinde yapıldı.

Ailesi

Eşleri

  1. Leyla Başkadın
  2. Zevki Kadın
  3. Ferhunde Emine Kadın
(Visited 8 times, 1 visits today)

Related posts

Leave a Comment