Sporcularımızın Yaz Olimpiyatları Öyküsü

Aleko Mulos

Modern Olimpiyat Oyunları’nın kurucusu Fransız Pierre de Coubertin, 1800’lü yılların sonrasında sosyal ve siyasal anlamda çöküntü yaşayan ülkesinin kurtuluşunu, Fransız gencinin ahlakını güçlendirecek, inançlarını sağlamlaştıracak, karakterli, bedenen güçlü ve cesur bir eğitim sisteminde gördü.

Türk ulusunun kurtarıcısı Büyük Atatürk’ün ölümünde Fransızların ünlü günlük spor gazetesi L’Auto’da yayınlanan makalede, Atatürk’ün spora verdiği önem şöyle anlatılıyordu:

“Dünyada ilk kez beden eğitimini zorunlu kılan devlet adamı o oldu. Yalnızca kağıt üzerinde, nutuklarda değil, uygulayarak yerine getirdi. Stadyumlar ve çeşitli spor merkezleri kurdurdu. Halk evlerinin spor kollarını şahsen denetledi. Ulusun geleceğine yön verdiği günden itibaren Türkiye’de spor gittikçe artan bir önem ve değer kazandı.”

Genç Türkiye Cumhuriyeti, Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nce tarihinde ilk kez Paris 1924 Olimpiyat Oyunları’na resmen davet edildiğinde, Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı ile Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi yöneticileri hükümetten yardım isteme kararı almışlar ve bunun için bir heyeti Ankara’ya göndermişlerdi. 1923 Ağustos’unda Ankara’ya gelen İdman Cemiyetleri İttifakı Başkanı Ali Sami Yen, önce Milli Eğitim Bakanı İsmail Sefa Özler’i daha sonra da Başbakan İsmet İnönü’yü ziyaret ederek gerek İdman Cemiyetleri İttifakı Örgütü’nün ülkedeki gelişimi ve gerekse Türkiye’nin Paris 1924 Olimpiyatı’na katılımı için hazırlanan bir raporu sundu. 18 Ağustos 1923 tarihli hükümet programında şu cümleler yer alıyordu:

“Milli Eğitimin görevlerinden birincisi, çocukların eğitimi ve öğretimi; ikincisi, halkın eğitimi ve öğretimi; üçüncüsü, milli yıldızların yetiştirilmesi için gerekli araç-gereçlerin belirlenmesi ve sağlanmasıdır.”

Bu arada TMOK Genel Sekreteri ve IOC Türkiye Temsilcisi Selim Sırrı Bey (Tarcan), hükümet programına bir yıl süreli beden eğitimi okulunu koydurma başarısını göstermişti.

Avrupa’nın en güçlü devletlerine karşı yaptığı savaştan yeni çıkan Türkiye’nin, Paris Olimpiyatı’na katılmakla politik açıdan da büyük yarar sağlanacağını gören Türkiye Cumhuriyeti yöneticilerinin 16 Ocak 1924 tarih, 171 sayılı Bakanlar Kurulu kararı şöyleydi:

“Türk gençlerinin spor karşılaşmaları yoluyla Avrupa sporcuları ile sıkı ilişkide bulunmaları ve spor faaliyetlerinin bilimsel kurallara uygun düzenlenmesi konusunda Avrupalı uzmanlardan yararlanılması zorunluluktur. 1924 Mayıs ayında Paris’te yapılacak Olimpiyat yarışmalarına Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı da davet edilmiştir. Bu yarışmalara katılmakta Türkiye için yarar vardır. Memleketimizde sporun gelişmesi ve yaygınlaşması, bu gibi uluslararası yarışmalara katılmakla mümkün olacaktır. Bu yüzden Türk gençlerini uluslararası yarışmalara girebilecek biçimde eğitmek ve geliştirmek üzere gereken uzmanların Avrupa’dan getirilmesi ve adı geçen Olimpiyat yarışmalarına Türk sporcuların da katılımını sağlamak için harcanmasına gerek görülen 17.000.- TL’nin acilen Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’na ayrılmasına karar verildi.”

170 sayılı kararıyla Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nı kamu yararına işleyen dernek kabul eden Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa başkanlığındaki Bakanlar Kurulu şu isimlerden oluşuyordu: Başbakan ve Dış İşleri Bakanı İsmet İnönü, Milli Savunma Bakanı Kazım Özalp, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Dr. Refik Saydam, Maliye Bakanı Mustafa Abdülhalik Renda, İçişleri Bakanı Mustafa Necati Uğural, Milli Eğitim Bakanı İsmail Safa Özler.

Kurtuluş Savaşı ve Osmanlı’nın borçlarının yol açtığı sıkıntıya rağmen hükümet, 1924 bütçesine 50.000.- TL daha koydu. O dönemde bir altın 10 liraydı. 1924 Mart’ında Eskişehir’de, Ankara, İstanbul, İzmir ve Trabzon’dan gelen sporcuların katılımlarıyla Olimpiyata gidecek güreşçi, atlet ve futbolcuların seçmeleri yapıldı. İstanbul’da açılan kampta, seçilen sporcuların yetiştirilmeleri için Güreş Milli Takımı’nın başına Macar antrenör Raul Peter, Futbol Milli Takımı’nın başına İskoç antrenör Billy Hunter, Atletizm Milli Takımı’nın başına ABD’li Tobin getirildi.

4 Mayıs-27 Temmuz 1924 tarihleri arasında düzenlenen Paris 1924 VII. Olimpiyat Oyunları’na gruplar halinde giderek katılan Türk sporcular 19 futbolcu, 11 atlet, 5 güreşci, 3 bisikletçi, 2 halterci ve 1 eskrimciden oluşuyordu. Spor yazarı Ali Gümüş, 2 Mayıs 2001 tarihli Yeni Şafak gazetesindeki yazısında, oyunlara katılan Gülleci Cemal’le (Erçman) ilgili şöyle yazıyordu:

“1924 Paris Oyunları’nda Türkiye’yi temsil eden gülleci Cemal Erçman, özellikle ‘Muntazama’da dünyanın en iyisiydi. Cemal bey, yarışmalara bir gün kala bir spor mağazasında Macar güreşcilerle karşılaşır. O yıllarda bütün sporcularda ‘yay çekme’ tutkusu vardır. Macar ağır sıkleti Otto Szelky iri-yarı dev yapılıdır ama Sandow Yayı’nı geremez. Bu manzaraya tanık olan Cemal bey dayanamaz yayı kapar ve herkesin hayret dolu nazarları arasında sağa-sola, yukarı-aşağı en az 10 kez yayı açar. Bu, büyük bir gösteri, 1924 Paris Olimpiyatları’nı izleyenlerin deyişiyle ‘Muazzam bir afi’ydi! Sonra n’olur? Cemal bey’in adaleleri tutulur, hedefe varamaz…”

Türk sporcuları katıldıkları yarışmalarda başarılı olamazlarken, grekoromende 75 kg güreşçimiz Tayyar Yalaz, İspanyol ve Fransız rakiplerini yendikten sonra Finli rakibiyle yaptığı üçüncü güreşinde kolundan sakatlanmasına ve güreşmemesi yolundaki ısrarlara rağmen, tek koluyla güreşe devam etti. Sıkletinin şampiyonu Finli Vesterlund’a 2-1 yenildi. Bu yenilgisine rağmen kötü puanı dolmamıştı. Ancak kolundaki ciddi sakatlık nedeniyle doktorlar kesinlikle güreşmesine izin vermeyince güreşlerden çekilmek zorunda kaldı ve dereceye giremedi.

Paris 1924 Oyunları’nın ilginç anılarından biri A Milli Futbol Takımımızın 8 Nisan 1924 günü Galata Rıhtımı’ndan kalkan bir şileple Fransa’ya gidişiydi. Kamaralara yer yatakları eklenmiş, kafile başkanı Burhan Felek, Futbol Federasyonu Başkanı Yusuf Ziya Öniş ve Mutemet Otomobil Nuri Bey’ler futbolcuların karşı çıkmalarına rağmen, “Maç oynayacak sizlersiniz” diyerek 10 gece yer yataklarında yatmışlardı.

Olimpiyat Köyü’nde yapılan maçlar sırasında Kelle İbrahim ile Milli Takımımızın İskoç antrenörü Billy Hunter karşılıklı olarak topu yere düşürmeden 500 kafa pası yaptılar. Ayrıca topu yere düşürmeden 165 kez kafasında sektiren Kelle İbrahim’den, oyunların futbol şampiyonu Uruguaylılar kendilerine kafa vuruşu öğretmesini rica etmişlerdi.

Oyunlara katılınması genç Türkiye Cumhuriyeti’nin tanıtımı, sporcuların deneyim ve görgülerinin artması bakımından yararlı oldu.

Paris 1924 Olimpiyat Oyunları, Türkiye Cumhuriyeti’nin katıldığı ilk oyunlardı ama Türkiye’den bir çok sporcu daha önceki olimpiyatlara Osmanlı Devleti’ni temsilen katılmışlardı.

1896’da Atina’da düzenlenen modern olimpiyatların birincisine Osmanlı Devleti’nden katılan sporcular konusunda çelişkili bilgiler bulunmaktadır. O dönemde Osmanlı toprakları içinde bulunan Selanik’te yayınlanan 29 Mart 1896 tarihli ‘Asır’ gazetesinin 60. sayısında şöyle bir haber yer almaktadır: “Olimpiyata katılacak 9 yüksekokul öğrencisi Macar genci, geçen Salı günü Peşte’den şehrimize gelmişlerdir, Loit Kumpanyası’nın Minero vapuruyla Yunanistan’a gitmişlerdir. Macarlarla beraber Koç Mehmet Pehlivan da Olimpiyata katılmak üzere vapura binmiştir.”

Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan ‘Beden Terbiyesi ve Spor’ dergisinin Eylül 1939 tarihli 9. sayısına ek olarak verdiği ‘Güreş’ broşürünün 11’inci sayfasında M. Sami Karayel, Atina 1896’ya Deliormanlı Pehlivan Koç Mehmet’in ‘bayram güreşine gider gibi gittiğini’, ancak organizasyon komitesince güreşmesine izin verilmediğini yazmış, kararın “Olimpiyat kurallarına göre doğru olduğunu” savunmuştur. Yine, 9 Nisan 1896’da Selanik’te yayınlanan ‘Asır’ gazetesinin 63. sayısında Siklit Kulübü’nün, “Olimpiyat Oyunları’nda hazır bulunmak, bisiklet ve eskrim yarışmalarına katılmak üzere”, Mösyö Sterella’yı Atina’ya gönderdiği yer almaktadır.

O tarihte sporcular, oyunlara, kendi kulüp ya da okulları tarafından yollanıyor, hatta bazı sporcular yol paralarını bile kendileri karşılıyorlardı. Atina 1896’ya katılan bazı ülkelerin Olimpiyat komiteleri de kurulmamıştı. Bu nedenle Koç Mehmet’in elinde temsil belgesi olmadığı için oyunlara kabul edilmediği iddiadan öteye gidememektedir.

Sultan II. Abdülhamit’in baskı dönemine rastlayan 1900 ve 1904 Olimpiyat Oyunları’na Osmanlı’dan katılan sporcu olmadı.

(Visited 22 times, 1 visits today)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir